Bir sabaha karşı yazısı daha... Uzun süredir yazmıyordum, tekrar yazmak geldi içimden.. Aslında yazmak da değil de dökmek içimdekileri sizlere. Evet.. Bir sürü düşünce, dert, tasa.. dopdoluyum kendimce. Tıpası da yokki açayım kelimeler dökülsün birbiri ardına. Gerçi o zaman da karman çorman bir yazı çıkardı karşınıza. Anlamsız olurdu, sıkılırdınız. Bu sefer okumak istemezdiniz anlattıklarımı, çünkü anlamazdınız ne kadar zeki olsanız da.
Evet başladım tekrar yazmaya çünkü taşmak üzereydi içim. Biraz benim de tavşanla kaplumbağanın yarışındaki gibi bir ağacın dibine oturup dinlenmem lazım düşüncelerimden arınıp. O yüzden bu kutsal görevi sizlere bağışlamak istiyorum, kafanızı fazla ütülemeden.
Yıllar önce hatalar silsilesine ilk adımımı atmıştım aşk meşk işlerine çomak sokarak. Adamı yoruyormuş farkında değildim. Ne kadar doping alsan da asla kazanamadığın bir maratonmuş bu aşk denen meret. Kasların kopana kadar yoruluyormuşsun. Artık yakacak laktik asitin kalmıyormuş bir adım daha atabilmek için. Yine de o matrixin animesindeki zenci gibi koşuyormuşsun damarların patlayana kadar. Sonuç; sadece yıpranmış bir ruh, mutsuz rüyalar, umutsuz beklentiler.
O kadar hızlı koşmuşsun ki son 200 metreyi, farketmemişsin finişi çoktan geçip gittiğini. Geride kalmış sevinçlerin. Düşünün ki ben birde yanlış kulvara sapmışım farkında olmadan. Meğer maraton koşuyormuşum, 100 metre koşar gibi.
Yine yaptım bir hata gecenin ikisi miydi neydi? Her ne zıkkımsa. Boş bırakmaya gelmiyor beni de.. Duramıyorum hata yapmadan. Olsun yaptık işte yine.. Birilerini üzdüm yine, ya da üzeceğim biliyorum. İki lafımdan birisi keşke olsa da bir işe yaramıyor bu keşkeler. Çünkü olan biten geride kalmış bile. Sevmiyorum ben başkalarını üzmeyi. Çare de yok ki.. Mecburuz birilerini üzmeye, sırf kendimiz üzülmeyelim diye..
Al işte yaptın yine yapacağını, ne gerek vardı hemen görünce konuştun? Dayanamadın değil mi? Bencillik nereye kadar? İşte hep böyle gidecek hayatın bencil ve mutsuz..
Dur bir dakika orada! Neden mutsuz olayım ki? Benim de ihtiyaçlarım var! Ben de mutlu olmak istiyorum! İyi bir üniversitede okuyorum, param var, aç değilim (belki şuan açım ama sorun değil birazdan yiyeceğim poğaçamı, doyacağım.) daha ne istiyorum? Belanı mı arıyorsun demezler mi adama?
Evet belamı arıyorum. Yoksa ne işim vardı da girecektim bu meretin altına? Yalanlarla dolu, göz boyamalarla bezeli boş bir hikaye sanki.. Üzdüm birisini bu hikayede, birisi yine üzülecek. Ben hiç üzülmüyor muyum sanki, bi sorsana!! Üzülüyorum tabi ki, hatta en çok ben üzünüyorum. Çünkü üzmek beni üzüyor. Gereksiz..
Seviyorum bazen saçmalamayı, rahatlatıyor insanı bir nebze de olsa. Kafa karıştırıcı da değil aslında senin düşündüğün kadar. Aslında olay orda duruyor hala, sadece biraz süslüyoruz çevresini, kamufle ediyoruz bu saçmalarla. Aynen şimdi yaptığım gibi..
Yine saçmalayacağım bu ay içinde bir çok kere.. Ya da gelecek ay düzinelerce.. Belki de bütün bir yıl, en iyisi boşvermek. Boşverip, umursamamak. Takmamak.. Ama ya üzüldüğünde? Birisini üzdüğünde? Yine boş verebilecek misin?


1 yorum:
helal olsun
Yorum Gönder