Özledim... Elini tutup hiç bir söz söylemeden sadece seni düşünmeyi özledim. Birbirimizin gözlerinin içine bakarken karşımızdakinin duygularının içinde kaybolmamızı özledim. Kalbimin küçük oyunlarla hızlanmasını özledim. Mutlu olduğuma inanmayı özledim. Seninle geçirdiğim vakitleri özledim... Seni özledim..
Saat 09:03
Dışarıda yağmur yağıyor. Hava karamsar ve mutsuz. Azıcık bir ışık giriyor odaya, benim penceremden o da.. Aydınlattığı yer sadece benim.. Evet biraz duygu yüklüyüm. Nedeni önemli mi? Belki.. Ama senin için değil.. Benim için önemli. Derler ya bu hayatı tek başımıza yaşıyoruz diye.. Gerçekten öyle mi? Hayatta tek başımıza mıyız her zaman? Belki.. Belki de değil..
Üzüntülerimizi tek başımıza yaşıyoruz.. Bu kesin.. Kendi boşluğumuzun içerisinde yerçekimi olmadan döne döne dolaşıyoruz. Etrafımızdan insanlar geçse bile meteor yağmurları gibi sadece hızla yanımızdan geçip gitmelerini bekliyoruz. Ta ki yalnız kalana kadar. Yalnızlığımızı seviyoruz. Yalnız kalma isteğimiz düşünecek çok şeyimiz olmasından değil, sadece yalnızlığımızı büyütmeyi sevmemizden. Evet, doğru.. Yalnızlığımızı seviyoruz. Karamsarlık insana farklı bir haz veriyor bence. Fark edemediğimiz ama bağımlısı olduğumuz bir haz bu.. Mutlu olabileceğimizi bildiğimiz halde tam tersi yönde ardımıza bakmadan koşuyoruz. Çünkü hepimizin karamsarlığa ve yalnızlığa ihtiyacı var. Ancak her bağımlılıkta olduğu gibi dozumuzu ayarlayamıyoruz. Karamsarlığımızın içine battıkça, daha da derinlere gömülüyoruz. Asla dengeleyemiyoruz...
İşte ben de o karamsar anlarımdan birisini yaşıyorum. Belki ben de ayarlayamadım bugün dozumu.. İçimden bir şey yapmak gelmiyor. Ne ders, ne başka birşey.. Kendi sorumluluklarımdan bile kaçınıyorum. Bir de yağmasaydı şu yağmur.. Daha güzel olacaktı.
Hayatım boyunca yağmurdan nefret ettim. Islak ve karanlık.. En sevmediğim iki şeyin bir arada olmasından belki de.. Sevmiyorum ıslanmayı ve yalnız kalmayı.. Kendi yalnızlığımı kendim yaratsam da, sevmiyorum. Belki de yine saçmalıyorum. Belki de çok anlamsız söylediklerim. Ama benim için önemli.. Senin için olmasa da.. Çünkü yazmıyorum uzun zamandır.. Ve artık yazmam gerekli.. Çünkü doluyorum yazmadıkça.. Bunalıyorum içimde tuttukça yazılarımı.. Üşeniyorum yazmaya yazmaya..
Dün akşam sana demiştim hiç bir hayvan yağmurda ıslanmaz diye.. Şu an ıslanan bir kuşa bakıyorum. Kapkara bir güvercin(!).. Yağmurun altında.. Halinden memnun.. Sanki sabah duş alır gibi bir hali var. Hatta oyunlar oynuyor suyla.. Mutlu.. Belki de değil.. Nasıl bilebilirim ki?
Karşıda ıslanan martılar var.. Dünya umurlarında değil bunların. İstiflerini bile bozmuyorlar... Bir biz bu kadar aciziz doğanın karşısında.. Belki de kendimiz geldik bu noktaya.. Kim bilebilir ki?


2 yorum:
Yazılarına bayılıyorum, benim duygularımı da seslendirir gibisin, belki de ondan...Yalnızlığın zorluğunu ama bir o kadar da keyfini açıklamak ancak bu kadar başarılı olabilirdi.Annen'den kucak dolusu sevgiler. Suna.
ayın 28iydi ve bi arkadaşıma attığım mesajda yağmurlu havaları hiç bir zaman sevemediğimden ve böyle havaların bana hüzüntü çaresiz mutsuz insanları andırdığından bahsetmiştim..çok yakın cümleler kurmuşuz aslında şaşırmadım pek biz genelde aynı düşünürdük bunu unuttuğumu anladım daha bir çok şeyi anladım ya neyse onları.iyi yazıyorsun devam et =)öz...
Yorum Gönder