14 Ağustos 2009 Cuma

Sığınak

Volkan elleriyle gergin bir şekide saçlarını karıştırdı. Masasında oturmuş Hüseyin'le birbirlerine bakıyorlardı. Gerekli yerler aranmış, bütün ayarlamalar yapılmıştı. Ertesi gün diğer vampirleri arayıp kararlarını bildirecekler ve Tarkan'ın mekanına gidip ona meydan okuyacaklardı. Kulağa çok basit geliyordu. Ancak Volkan'ı geren bir gün sonra yapacağı dövüş değildi. Ortada yanlış giden birşeyler vardı.

Volkan masanın üzerindeki cep telefonunu eline aldı. Seri bir hareketle elinde çevirmeye başladı. Tarkan çok güçlüydü. Ne olursa olsun Merve'nin kendisine danışmadan böyle bir karar almaya çalışması ve en son olarak ona gelmesi Volkan'ın içine bir kuşku düşmüştü. Mantıklı gelmiyordu. Her ne kadar Hüseyin'e, Merve'ye güvenemeyeceklerini söylese de ona güvenmek istiyordu. 

Gözlerini ovaladı ve yavaşça doğruldu. Hüseyin kafasını kaldırıp Volkan'a baktı. Bir an göz göze geldiler. Ardından Volkan kapıya yürüyüp, dışarı çıktı. Barın gürültüsü boğuk bir şekilde bir anda etrafını sardı. Ofise çıkan koridor boyunca ilerledi. Sürgülü bir kapıyı açıp gürültünün ortasına çıktı. Sahnede altı kişilik bir müzik grubu çalıyordu. Onların önünde de kafa sallayıp müziğe eşlik eden yoğun bir kalabalık vardı. Volkan kendisine kalabalığın dışından bir yol çizerek bar kapısına doğru ilerledi. 

Dakikalar sonra beyaz Audi s5'inin içinde bardan uzaklaşıyordu. Kafasını toparlaması ve düşünmesi gerekiyordu. Böyle zamanlarda gitmeyi en çok sevdiği yere sürdü arabasını. Işıklar Caddesi'nin sonundaki falezlerin orada bir yere arabasını park etti ve eski bir sürgülü kapının üzerinden atlayıp yıkık bir binanın kalıntılarına daldı. Hedefine ulaştığı zaman bir kayanın üzerinde oturmuş falezlerden Antalya denizini ve karşıdaki ışıkları izliyordu. 

Antalya'ya ilk geldiğinde Burası şehrin içinde bile değildi. Yine de burayı çok seviyordu. Kendisine farklı bir huzur verdiğini düşünüyordu. Gözlerini kapayıp kendisini denizin sesi ve omuzlarını yalayan meltem rüzgarına bıraktı. 

Kulağında çocukluğundan kalma müzikler çınlıyordu. Arkadan birisinin bir şarkı mırıldanarak geldiğini duydu. Daha geldiğini farkettiği anda kim olduğunu biliyordu. Kız yanındaki kayaya zarif bir şekilde oturdu. Şarkısını mırıldanmaya devam ediyordu. Volkan gözleri kapalı kızı dinlemeye başladı. 

Şarkı bittiğinde Volkan gözlerini hafifçe açıp kıza baktı. Kız ona gülümsüyordu. 

-Bana bu şarkıyı söylediğin günü hatırlıyorum. Şafağın doğmasına az kalmıştı. Sen yine de benden ayrılamıyordun.

Volkan ileride bir noktaya bakarak konuştu.

-Burada olduğumu nereden bildin.

-Sen çıktıktan sonra barı aradım. Hüseyin dışarı çıktığını söyledi ve düşünceli olduğunu.. Ben de ilk bakmam gereken yerin burası olduğunu düşündüm. Arabanı yukarıda görünce de emin oldum.

Kız yerinden kalkıp yavaşça Volkan'a yanaştı ve kollarını ona sardı. Volkan gayri ihtiyarı bir hareketle kızı sol koluyla sarıp alnına tatlı bir öpücük kondurdu. Ardından karşı taraftaki ışıklara bakmaya devam etti.

-Yarın Tarkan'a meydan okuyacağım. 

Kız huzursuzca kıpırdadı. Volkan devam etti.

-Bugün Merve ofisime geldi. Benden Tarkan'ı öldürmemi istedi. Güçlerini benimle paylaşmaya razı olacaklarmış. 

-Sen de kabul ettin..

-Etmem gerekiyordu. Hiçbirisinin ona meydan okuyacak gücü yok. Bunu sadece ben yapabilirim ve bunun eninde sonunda olması gerekli. Tarkan şehri kendi istediği gibi yönetmeye çalışıyor. Bizim kurallarımıza karşı gelerek..

Kız kafasını Volkan'ın omzuna dayadı. 

-Korkmuyor musun?

Volkan kızı biraz daha sıkı sardı.

-Hayır.

İkisi de hiç konuşmadan oturdular. Saatler sonra Volkan yavaşça doğruldu ve kızı elinden tutup kaldırdı. Hafifçe eğilip kızı dudaklarından öptü. Masum ve kısa süreli bir öpücükten sonra kıza baktı. 

-Ayça.. 

Kız iki parmağını Volkan'ın dudaklarına dokundurdu ve elinden tutup yola doğru yürümeye başladı. 

Kısa süre sonra arabaya atlayıp kızın evine doğru yola çıktılar. Uzun süre önce Volkan, Ayça'nın evine kendisi için ikinci bir tabut almıştı. Ara sıra gidip onun evinde kalıyordu. Böylesi ikisi için de daha iyiydi. Kızı kendi kirli dünyasına katmamak için elinden geleni yapmıştı Volkan. Vampir bürokrasisinden uzak aşk yaşıyorlardı. Volkan için de bir sığınak olmuştu bu. 

Bugün kafasını biraz toparlaması gerekliydi. Yarın zor ve yorucu bir gün olacaktı...

0 yorum: