6 Ağustos 2009 Perşembe

Sonsuz Rüya

Yerler ıslak ve siyahtı. Az önce öldürdüğü adamın vücudundan yere akan kanın metalik tadı burun deliklerini dolduruyordu. Volkan burnunu kırıştırarak elindeki katanayı yerdeki cesedin ceketine sildi. Adamın ölü olup olmadığını kontrol etmesine gerek olmadığını biliyordu. Adamın omurları parçalanmış ve akciğeri delinmişti. Ölmemesi mümkün değildi. Volkan arkasına bile bakmadan yürümeye başladı. Siyah deri pardösüsü etrafında dalgalanırken korku filmlerindeki kötü adamları andırıyordu. 

Karanlık sokaktan sola döndü ve kalabalığa karıştı. El yapımı kılıcını çoktan sırtındaki kılıfına kaldırmıştı. Ağzının kenarını pardösüsüne sildi. İnsanların arasında dudağının kenarında kan iziyle dolaşmaktan hoşlanmıyordu. 

Volkan'ın bir adamı öldürmek için kılıç kullanmasına gerek yoktu. Ama katanaları çok seviyordu. Kılıcın bir insanın derisini kesip, etinin içine gömülmesi ona ayrı bir zevk veriyordu. O an kendisinden geçiyordu. Kestiği yerdeki kanı diliyle yalarken veya oradan akan kanı boğazından aşağıya gönderirken.. Bu tıpkı sonsuz bir rüya gibiydi Volkan için. 

Volkan diğer vampirler gibi avlanmaktan hoşlanmıyordu. Avın tıpkı kendi zamanında olduğu gibi ondan kaçmasını ve ölmemek için çabalamasını izlemeyi seviyordu. O zaman atlarıyla avların peşine düşer, özel eğitimli tazılarıyla hayvanların yönlerini kendi tuzaklarına çekerlerdi. 

Volkan derin bir iç çekti. Şehrin havasını koklamaya çalışır gibiydi. Bu gece beslenmiş ve huzurluydu ve daha şafağa kadar çok zaman vardı. Evet, Volkan bir vampirdi. Çizgi romanlarda çizilenler ve o kitaplarda okuduklarınızın çoğunun et ve kemiğe bürünmüş, yaşayan bir tanesiydi. Tıpkı o romanlarda olduğu gibi, filmlerde izlediğiniz gibi kanla beslenip,şafakta tabutuna çekilirdi. 

Antalya sokakları bir pazartesi akşamına nazaran oldukça kalabalıktı. Genelde bu kadar insan haftanın ilk gününü evlerinde dinlenerek geçirmeyi tercih ederdi. Hava Eylül ayı olmasına rağmen sıcak ve nemliydi. 

Volkan yüzünü buruşturdu ve Cumhuriyet Meydanı'nın yoğun ışıkları arasında arabasına doğru yürümeye başladı. Etrafta kendisine garip garip bakan insanları önemsemeden yolun ilerisine parkettiği Audi s5'ine bindi. Etraftaki tek tük insanın bakışlarını önemsemeden aracı çalıştırıp yola çıktı. Göstergenin altındaki saat 01:23'ü gösteriyordu. 

Radyonun boğuk sesini Volkan'ın cep telefonunun melodisi bozdu. Vampir cebinden telefonunu çıkartıp arayanın kim olduğuna baktı ve kulağına koydu. 

-Efendim, beklediğiniz adam geldi sizi bekliyor. 

Kalın bir erkek sesiydi telefondan gelen. 

-On dakika içerisinde oradayım. Adamı iyi ağırlayın. Bir şey olursa ara beni. 

Volkan otomatik vites Audi'sinin gazına biraz daha yüklenip hızını artırdı. Araba, diğer araçların arasından şimşek gibi geçerken Volkan kafasındaki düşünceleri bir sıraya koymaya çalışıyordu. 

Volkan, dominant bir vampirdi. Şehirde belirli bir kesim üzerinde güç ve söz sahibiydi. Hizmetinde bir kısım vampir ve likantrop vardı. Antalya'da kendisi gibi dört kişinin olduğunu biliyordu. Hepsi şehir konseyinde yer alıyordu. Başlarında da şehrin sahibi ünvanını taşıyan Tarkan adında bir vampir vardı. Bütün güç bu vampirdeydi. Hepsi onun söylediğini yerine getirmek zorundaydı. Karşı çıkmak meydan okumak anlamına geliyordu. Buna da kimse cesaret edemiyordu. 

Volkan'ın beklediği kişi kendisi gibi bir dominanttı. Vampir insan yardımcıları aracılığı ile Volkan'a ulaşmış ve onunla görüşme talebinde bulunmuştu. Vampirler arasında oldukça bürokratik bir ilişki vardı. 

Volkan, Rock in Dark adında bir bar işletiyordu. Burası bir çeşit vampir rock barıydı. Bir sürü genç vampir ve insan saatlerini burada geçiriyordu. Misafirlerini genelde burada karşılamayı tercih ediyordu. 

Mekanın önüne geldiği zaman arabasını kapıdaki valeye bıraktı. Vale vampir dişlerini gösterek efendisi önünde zarifçe eğildi. Volkan ifadesiz bir suratla bardan içeri girdi. Elemanlar onu gördüğü zaman önünde eğiliyorlardı. Vampirler biraz eski dönemlerden kalma olduklarını göstermeyi seviyorlardı. Bu eğilme adeti de oradan kalmaydı. 

İçeri girdiğinde elemanlardan bir tanesi misafirlerin, barın müdürüyle birlikte ofiste olduklarını söyledi. 

Volkan sert bir şekilde kapıyı açtı ve ofise girdi. O anda kendisine bakan beş ayrı yüzle karşılaştı. Masada barın müdürü, Hüseyin oturuyordu. Sert bir yüzü olan yapılı bir adamdı. Bütün duruşuyla sağlam, güvenilir birisi imajı çiziyordu. Yanında barın güvenliğinden sorumlu olan Haluk duruyordu. 

Diğer üç kişiden ikisi masanın önündeki koltuklara oturmuştu. Üçüncüsü ise hemen yanlarında ayakta duruyordu. Volkan'ın içinden ona dönüp "kuçu kuçu" demek gelmişti. Zaten vampir olmadığı duruşundan bile belli oluyordu. Yapılı ve güçlüydü. Likantrop olduğuna bahse bile girerdi. Oturan ikiliye dikkatini verdi. İkisi de kendisine bakıyordu. 

-Hoş geldin, Merve. 

Volkan ikiliden daha gösterişli giyinmiş olanına doğru konuşmuştu. Diğerinin öneminin olmadığını biliyordu. Dominant olan belliydi. 

-Hoş bulduk, Volkan. Beslenmeni bölmek istemezdim. Ancak işlerimiz önemli. Bekleyemezdi.

Kız zaten kalçalarını açıkta bırakan beyaz eteğini biraz daha açacak şekilde bacak bacak üstüne attı. Onun üzerine giydiği siyah elbisesinin üzerinde gerçek bir tilkiye benzeyen bir kürk taşıyordu. 

Diğer kız kötü porno filmlerdeki sekreterler gibi yuvarlak numaralı gözlük takmıştı. Bacak bacak üstüne atıp, gömleğini çözmeye başlayacağı zamanın gelmesini beklemeliydiniz. Nitekim dar dizlerin biraz altında biten yırtmaçlı eteği ve gömleği ile bu havayı gayet iyi veriyordu. 

Hüseyin masadan çoktan kalkmış, yerini Volkan'a bırakmıştı.

-Seni dinliyorum Merve, dedi Volkan ciddi bir yüz takınarak. Artık iş konuşmaya başlamışlardı.

Merve yerinden rahatsızmış gibi kalçasını hareket ettirdi. 

-Şehrin sahibini öldüreceğiz. Tarkan'ın gücü artık bize zarar veriyor. Sırf bütün şehre sahip olduğu için yasakladığımız bölgelerde beslenmeye başladı. Adamları önemli insanların akrabaları ile beslenmeye başladı. Kanın doyuruculuğu ile değil, kalitesiyle ilgilenmeye başladı. Açıkçası şımarıyor ve bu bize zarar veriyor. İnsanlar yakında bize karşı ayaklanıp eskisi gibi vampir avlamayı yasallaştırabilir. İnsanlara karşı bir savaş hem bize, hem insanlara zarar verir. Nitekim yüce konsey de bundan dolayı sadece onu cezalandırmaz. Bundan payımızı biz de alırız.

Volkan gayri ihtiyari ensesini ovaladı. 

-Benden ne istiyorsun peki?

Merve masaya doğru yaklaştı ve Volkan'ın gözlerinin içine baktı.

-Biz senin için Tarkan'ın yalnız kalmasını sağlayacağız. Sen de onu öldüreceksin. Aramızda en güçlümüz sensin. 

-Gücüm onu öldürmeye yetmez, dedi Volkan kaşlarını çatarak.

Merve yalvarırcasına ona baktı.

-Aramızda ki en güçlü vampir sensin. Bunu hiçbirimiz yapamayız. Ve.. o gün için bizden güç almana da izin vereceğiz. Lütfen.. Bunu sadece sen yapabilirsin. 

Volkan ellerini birbirine geçirip onlara bakmaya başladı.

-Haklı olduğunuzu biliyorum. Ancak düşüneceğim. Bana biraz süre verin. Sana en kısa zamanda haber yollarım. 

-Lütfen Volkan. Çok iyi düşün. Bu hepimizin sonu olabilir. Onu devirmek zorunda olduğumuzu biliyorsun... Haber vermeni bekleyeceğiz. Hepimiz yeni sahip olarak senin başa geçmeni istiyoruz. Bize güvenebilirsin. 

Volkan kafasını kaldırıp Merve'ye baktı. Üzgün görünüyordu. Üzerinde durmadı. İki vampir ayağa kalktılar. Ayakta duran yana çekildi. 

-Görüşürüz Volkan, dedi Merve arkasına dönerek. Daha sonra hep birlikte odadan ayrıldılar. 

Volkan bunu olmasını bekliyordu ama bu kadar erken olacağına ihtimal vermemişti. Hüseyin yavaşça ona yaklaştı.

-Volkan.. Ona güvenebilir miyiz?

Hüseyin bir dominat olabilecek güce sahipti ama bu gücü hiçbir zaman kullanmamıştı. Volkan'ın yanında durmaktan mutluluk duyuyordu. Aralarında doğal bir saygı vardı.

-Hiçbir şekilde güvenemeyiz.. Ama güvenmek zorundayız. Tarkan haddini aştı. Belediye Başkanı'nın kızının nişanlısını öldürmek çok çocukça bir hareketti. Gözdağı vermek... Bizler yaptığımız hareketleri iki kere düşünmek zorundayız. Yasallaşmamıza ramak kalmışken böyle saçmalıklara müsamaha gösterilemez. 

-Yani onu öldüreceğiz. 

-Evet Hüseyin. Onu öldüreceğiz. 

Hüseyin başını salladı ve odadan çıktı. Volkan onun yapması gereken hazırlıkları söylemesine gerek olmadığını biliyordu. Tarkan ölecekti ve onu kendisi öldürmeliydi.

4 yorum:

özden özgür dedi ki...

uzun ve sürükleyici..
yaşını ve tecrübelerini düşünecek olursak gayet başarılı bir çalışma tatlım =)

Doruk Ayar dedi ki...

Önemli olan o diil beğendin mi, beğenmedin mi :D

özden özgür dedi ki...

bence yapdığım yorumda bu sorunun cevabı var :D beni tanıyorsun :P ama istediğin cümleyi söy-le-me-ye-ce-ğim :P fazla şımarma :D

Doruk Ayar dedi ki...

Peki nasıl istersen :)